6 Nisan 2016 Çarşamba

Sapıklığın acı neticeleri yolun hemen başmda göze görünmez. Bozukluk yavaş yavaş sirayet eder. Ve onlar birden yollarını yitirirler de farkına bile varmazlar.

Sapıklığın acı neticeleri yolun hemen başmda göze görünmez. Bozukluk yavaş yavaş sirayet eder. Ve onlar birden yollarını yitirirler de farkına bile varmazlar. 

Neticede belirtilmiş olan ecel gelip çatar. Ve Allah'ın vadi Rabbanisi tahakkuk eder. Sonra varılan Akibetlerin şekli değişik değişik tezahür eder. Bazen gelen âkibet kökten kesip atan bir azap şeklinde olur. Birçok kavimlerin düçar olduğu gibi üstlerinden ve altlarından azap akıverir. Bazen de yıllar yılı aynı azap devam eder. Yavaş yavaş nefisler ölür, ekinler azalır, meyvalar gelişmez olur. Nitekim birçok topluluklar da böylece helak olmuşlardır. Bazı kere de birbirlerine düşerek bir kısmının acısını bir kısmına taddırarak azaba düçar edilirler. Bir kısmı diğerine eziyet eder ve kökten mahvedip bir daha kimse kimseye güvenmez. Neticede güçleri azalır, kuvvetleri zayıflar ve Allah’ü Taâlâ onların üzerine — gerek kendisine itaat eden, gerekse isyan eden — kullarını musallat ederek onların kuvvetlerini kırar, yerleşmiş oldukları araziden köklerini söküp atar. Sonra da Allah yeni yeni kullarından dilediği kimseleri o mülke halife kılar. Onları da oralara yerleştirerek tecrübe eder. Ve böylece kanunu İlâhî devrini devam ettirir durur. Ne mutlu o kimseye ki bu İlâhî kanunu göz önünde bulundurur, bu nimetin de, musibetin de bir imtihan olduğunu kabul eder ve Allah’a verdiği ahde göre Allah’ın mülkünde hareket eder. Ne bedbahttır o kişi ki bu gerçekten haberdâr olmaz, elde ettiği nimeti kendi zekâsı sayesinde kazandığını veya oyunu, hile ile elde ettiğini zanneder ve boş boşuna onu har vurur harman savurur.

Bazı kere insan yeryüzünde mütecaviz zalimlerin, şımarık bozguncuların, Allah’sız kâfirlerin yerleşme imkânını elde ettiğini, Allah tarafından bir azaba düçar olmadıklarını görür de aldanıverir.

Ne var ki insanoğlu çok zaman acelecidir. Ve umumiyetle yolun ya başlangıcını, ya da ortasını görür. Takip edilen yolun nihayetini çoğunlukla göremez. Çünkü takip edilen yolun sonu ancak varılınca anlaşılır... İnsan bu âkibetleri ancak geçmişlerin hikâyelerinde farkedcbilir. Onlar da dile düşüp söz haline döndükten sonra... İşte Kur’an’ı Kerîm kısa ferdi hayatlarında yolun sonunu göremeyip kısa mcsafelik görüş ufuklarına aldanarak âkıbeti bir takım tahminlerle zannedenlerin uyunmaları için geçmiş milletlerin acı akıbetlerine nazarları tevcih ediyor, Bu âyeti kerîmede geçen «fakat onları günahlarından ötürü yok ettik» hükmü İlâhîsi ve benzeri Kur’an-ı Kerîm’in birçok yerlerinde tekrar edilir, Aslında Hak Taâlâ bunun la bir hakikati yerleştirmekte, bir İlâhî kanunu takrir etmekte ve İslâm’ın tarihi olayları açıklama tarzını belirtmektedir.

Bu âyeti kerîme bir gerçeği yerleştirmektedir. Bu gerçek şu dur: Günahları; günah sahiplerini helak eder. Aslında günahkar lan günahlarından dolayı helak eden Hak Taâlâ’dır. Bu Allah’ın her zaman geçerli olan bir kanunudur. İsterse fertler kısacık ömürleı I esnasında bunun farkına varmasınlar. Her ne kadar bir nesil çek sınırlı olan hayatı boyunca bunu farketmese de günahların yaygın* laştığı milletlerin âkıbeti bu İlâhî kanunu teyid etmektedir. IUr milletin hayatı günah esaslarına göre ikame edildiği vakit hu değişmez kanun gelir çatar. Diğer bir gerçek de, bu âyetin İslâm'ın t« rihî hâdiseleri açıklama tarzının bir tarafını belirt me/ddh Aslında nesillerin helâke düçar olması ve onların peşinden huylu* başka nesillerin yerlerine geçmesinin ana sebeblerinden birini «it nahların milletlerin bünyesinde yaptığı tesirdir. Bunun neticeni ıııll letler felâkete sürüklenirler. Bu felâket ya çok kısa zamanda linhl bir sarsıntı ile vuku bulur. Nitekim geçmiş devirlerdi1 birçok ıııll letlerin tarihlerinde bu gibi hâdiselere rastlanmaktadıı Ynlnıt ıhı yavaş yavaş sirayet eden fıtrî ve tabii bir çözülme ile meydana g” lir. Bu çözülmeler zamanla millî bünyeyi hasara uğratır vo milletlerin bünyesi günahların kaynaştığı bir köşe haline gelir.

Yakın tarihte bu ahlâki inhilâlin verdiği acı tecrübeler ıılnbt de olsa kâfi deliller olarak gözüm önünde bulunmaktadır. Salgın halindeki fuhuş iptilasının kadını bir fitne ve ziynet unsuru olarak kabullenmenin, lüksün ve şatafatın, eğlence ve sefahatin meydana getirdiği örnekler pekçokdur. Bu saydığımız hususlarm R o m a vo Grek medeniyetlerinin yıkılıp yerle bir olması gözler önündeki kâfi delilleri arasındadır. Artık bu medeniyetler adı dillerde dolaşan laflardan ibaret kalmıştır. Günümüzde Fransa ve I ıı g I 1 t e r e gibi çağdaş batı milletlerinin dış görünüşü itibariyle kuvvetli ve zengin olmalarına rağmen, başlangıcını gözlerimizle müşahede ettiğimiz vnrncnğı acı Akıbetin ise ufuklardn ynvnş yavaş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder