30 Nisan 2016 Cumartesi

Doğrusu size Rabbinizden açık hüccetler gelmiştir; kim görürse kendi lehine ve kim körlük ederse kendi aleyhinedir. Ben sizin bekçiniz değilim.

Hâşâ, O, onların vasıflandırmalarından çok uzaktır, çok yücedir.

101 — O, gökleri ve yeri yokdan var edendir. O’nun nasıl çocuğu olabilir? O’nun zevcesi de yoktur. Herşeyi O yaratmıştır. Ve O, herşeyi hakkiyle bilendir.

102 — İşte Rabbiniz olan Allah! O’ndan başka ilâh yoktur, O, herşeyin üstünde mutlak bir vekildir.

103 — Gözler O’nu görmez, O bütün gözleri görür. O L a t i f ’dir, Haberdârdır.

104 Doğrusu size Rabbinizden açık hüccetler gelmiştir; kim görürse kendi lehine ve kim körlük ederse kendi aleyhinedir. Ben sizin bekçiniz değilim.

105 — İşte biz âyetleri böylece türlü türlü beyân ederiz. Tâ ki onlar : “Sen okumuşsun” desinler ve Biz öğrenecek kimselere Kur’-an’ı açıklamış olalım.

106 — Rabbinden sana vahyolunana uy, O’ndan başka Allah yoktur, puta tapanlardan yüz çevir.

107 — Allah dileseydi O’na ortak koşmazlardı. Biz seni onlara koruyucu yapmadık, onların vekili de değilsin.

108 — Allah’dan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da bilmeyerek aşırı gidip Allah’a sövmesinler. Biz her ümmetin yaptıklarını kendilerine böylece hoş gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. O, ne yapıyor idiyseler kendilerine haber verecektir.

109 — Kendilerine bir mucize gösterilirse, mutlaka ona inanacaklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin ederler. De ki: “Mucize geldiği zaman da inanmayacaklarını anlamıyormusunuz?”

110 — İlkin buna îman etmedikleri şekilde onların kalblerini, gözlerini çeviririz; onları taşkınlıkları içinde şaşkın şaşkın bırakırız.

111 — Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler onlarla konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe, yine îman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.»

112-113 —Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanları her peygamberin düşmanıdır. Bu şeytanlar, âhirete inanmayanların kalblerinin bu inançsızlığa yönelmesi, ondan hoşnud olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için o sözleri fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı Sen onları iftiraları ile başbaşa bırak.

KÂİNAT KİTABI

Biz burada sûreî celîlenin giriş kısmında arzettiğimiz hunine lara yeniden ve kısaca dokunmak ihtiyacını hissediyoruz. Giriş Km mında da belirttiğimiz gibi, birbiri ardınca bir kaynaktan fırlayıp kendi mecrasında birbirine ilişen dalgalar halinde akıp giden bil sel gibi uzanan ifadeleri anlatmaya ve âyeti kerimenin üslûbunun ulaştığı son derece üstün ifade, tasvir ve tesir gücüne temas ed< ceğız.

Bu sahneler içerisinde yer alan her manzara sanki moçlmllei ummamndan gelen parlak ve aydınlık bir doğuş gibi parlıyor İn sanın ruhunu ve kalbini bir anda sarıverip hisler dünyasında m.ıK ça ortaya çıkıyor. Ayrıca âyeti kerîme’de yer alan ifadelerde hiz/ul bir doğuşun ifadesi gibi. Parlaklık bakımından ibaredeki tedıleıle sahne içerisinde yer alan mefhumlar arasındaki tesirin blılılı lııu uygun halde tecelli ediyor. Hem parlaklık, hem de yayılış gürü I»« kımından bir mutabakat içinde bulunuyorlar. İbare içerisinde v< ■ alan mefhumlar ve manzaralar birbirine ilişik olarak gelen dalını lar halinde kaynağından fırlıyor ve onun peşinden hayretler İçeli sinde hisler geliveriyor. Bu gelen dalga tufanı henüz varacağı yeıe varmadan bir başka dalga tarafından bir kere daha ve yeniden İlil diğini, bir başka dalganın tekrar kaynağından coşup fırladığım gd rür gibi oluyoruz. Nitekim bu hususları sûrenin giriş kısmında da ha önce belirtmiştik. Âyeti kerime içerisinde varlık safhanı hlllll-nüyle açık bir kitap halinde gözler önüne seriliyor. Sahneler uza yıp gidiyor. Az kalsın diyecek oluyorum ki, varlık tecellilerini be lirten sahneler son derece açık kâinat kitabının safhaları arasında şuradan buradan atlayıveriyor göz önüne... Güzellik burada açık ça göze çarpan ana işareti temsil ediyor. Son derece üstün ve gez alıcı bir hadde ulaşıyor âyetteki güzellik unsuru. Tertemiz mim zoralar güzellik açısı bakımından son derece bir değer İfade ediym

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder