7 Nisan 2016 Perşembe

Şayet Hak Taâlâ yüce Resulünü tasdik eder mahiyette bir melek gönderseydi, şüphesiz ki bu melek bir erkek sûretinde olacaktı.



bizim yıldızımızın sakinleri değiller. Şu kadar var ki bu hususiyetleri ile birlikte onların diledikleri vazifeyi ifa ederken beşer süit tine girebilme durumları vardır. Gerek peygamberlik vazifesini tebliğ ederken, gerekse Allah’ın dilediği kimseleri ve yalancıları tıınımar ederken veya müminlere sebat verip iman düşmanlarını öldürürken diledikleri şekle bürünebilirler. Bu ve benzeri vazifeleri Hak Taâlâ Kur’an-ı Kerîm’inde muhtelif yerlerde anlatmaktadır. Ilu vazifeleri kendisinin verdiğini ve meleklerin de Allah'ın em-ruttiği bu vazifeleri yapmaktan çekinmediklerini ve ona isyan etmediklerini belirtmektedir.

Şayet Hak Taâlâ yüce Resulünü tasdik eder mahiyette bir melek gönderseydi, şüphesiz ki bu melek bir erkek sûretinde olacaktı. Yoksa kendi meleklik sûretinde değil. O zaman da yine putperestin’ meseleyi karıştıracaklar ve bir daha çıkmaza gireceklerdi. Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.) kendilerine Allah tarafından müjdeleyici ve korkutucu peygamber olarak gönderildiğini ve onların kendisini tanıdıklarını söylediği halde meseleyi çıkmaza sokup, hakikatları birbirine karıştırmaktadırlar. Durum böyle olunca ya tanımadıkları bir insan sûretinde bir melek gelseydi kendilerine ve deseydi ki «ben bir meleğim, Allah beni gönderdi kİ yüce Resulünü tasdik edeyim.» O zaman mesele ne kadar daha karışık ve anlaşılmaz olurdu onlar için. Çünkü karşılaştıkları insan bir melek sûretinde değil, kendilerinden birisi gibi görünmektedir. Aslında onlar en basit gerçekler karşısında bile şüpheye düşmekte ve karışıklığa dalmaktadırlar. Şayet Hak Taâlâ bir melek göndermiş olsaydı, şüphesiz ki bunu bir erkek sûretinde gönderirdi de, düştükleri şüpheye yine düşürürdü onları. Ve hiç bir zaman için yakîııi bir hidayete ermiş olamazlardı.

Böylece Allah’ü Taâlâ müşrik Araplara kendi mahlûkatımn tabiatını bilmediklerini açıkladığı gibi, İlâhî kanunların tecelli şeklini ılı* bilmediklerini beyan ediyor. Bunun yanısıra da hiçbir delile isin iad etmeden inatlarını ve direnişlerini, bilgisizce hallerini açıklıyor.

3 — Bu Kur’an âyetlerinin ortaya çıkardığı üçüncü bir gerçek de; İslâm düşüncesinin tabiatı ve bu düşüncenin temel dayanakları konusundadır. Bu temel unsurlar arasında görülen ve gö-
Sûre : 6 En’am Sûresi

FÎZILÂL-İL KUR’AN

95

rülmeyen âlemler de yer alır ki İslâm bir müslümamn bunları ön ce idrak etmesini, sonra da onunla icrai faaliyette bulunmasını belirtir. Meselâ bu görülmeyen âlemler arasında melekler âle-mi dc yer alır. Meleklere imanı İslâm; imanın altı unsurundan bir un sur olarak belirtmiş ve buna inanmadan mümin olmanın imkânsız olduğunu bildirmiştir. İmanın altı unsuru Allah’a, Meleklere, Ki taplara, Resullere, Âhihret gününe, Kadere, hayrın ve şerrin Hak’ tan geldiğine inanmaktadır.

Daha önce Gölgeler’in birinci cildinde Bakara sûresindeki girişte bu konuda söz etmiştik. Kısaca burada da belirir lim. Haddi zatmda gaybe iman unsuru insan hayatında beliren ulu bir değişimin ifadesidir. Zira gaybe imanla insan hislerin dar şuurlarından çıkar, kanatlanır varlığı mümkün olmayıp da tasavvuru mümkün olan meçhuller ummanmm teşkil ettiği hisler dairesinin mahkûmiyetinden kurtarır ve beşerî idrak denilen üstün seviyeye yükseltir. Hiç şüphesiz ki insan idrakinin önünde bu kapıların İm palı tutulması insanı gerilere çevirmek ve aşağılık bir hayata mahkûm etmektir. İşte materyalistlerin yapmak istedikleri budur Ve bunun adına da «ilericilik» demektedirler... Allah 1/ln verirse bu sûrei celîle içerisindeki elli altmcı âyeti açıklamaya çalışırken, gayb konusunda tafsilâtlı bilgi vereceğiz. Burada sözıı lu saca gayb âleminin bir bölümü olan meleklere tahsis edeceği/..

MELEKLERE İMAN

İslâm düşüncesinde gayb âleminin bir unsuru olarak Allah'ın bir takım kulları bulunduğunu ve bunların da adının melekler <>l duğunu ifade eden hususlar vardır. Kur’an-ı Kerîm bizim dilşlhırc sistemimize kafi gelecek tarzda ve onlara karşı hareketlerimizi tanzim edecek miktarda meleklerin sıfatlarına dair bilgiler vermiştir.

Evvelemirde melekler de Allah’ın kullarından birer kuldurlar Allah’ın/dinine bağlanırlar, onun emrine itaat ederek, mutlak şc kilde ubudiyet vazifelerini ifa ederler. Onlar Hakka çok yakındır lar. Ne yar ki biz bu yakınlığın nice olduğunu ve nasıl bir yakınlık olduğunu kesin olarak bilmiyoruz:

«Onlar, esirgeyen Tanrı bir oğul edindi, dediler. Onun şıını yü-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder