«Yaş ve kuru hiçbir şey yoktur»...
Şu ifadedeki enginliğe bakınız. Beşer düşüncesi bu hususta ne kadar dikkat sarfedebilir? İnsan aklının ulaşabileceği en son merhale, önünde bulunan yaş ve kuru eşyadan faydalanmaktır. Onu İhatalı bilgiye delil olarak kullanmaya gelince, bu nevi ifade tarzı beşer üslûbunda görülmüş ve rastlanmış değildir. Yaş ve kuru her şeyi sayan ve bilen ve onu dile getiren Yaratan’dır.
İnsanoğlu toprağın kara bağrında gizlenen her tanenin, düşen her yaprağın, yaş ve kuru ne varsa her şeyin açık bir kitapta, korunmuş bir defterde muhafaza edilmiş olmasını gereği gibi düşünemez. Bunların ne lüzumu vardır onun için? Ayrıca ne gibi faydalar sağlayacaktır ona? Bütün bunların bir defterde kayıtlı olması ne mâna ifade eder? Ama her şeyi sayan, tescil eden ve kayda tâbi tutan bu mülkün sahibi olan Hak Taâlâ’dır. Kimse O’nun mülkünde O’nun mürakbesinden uzak kalamaz. O’nun nazarında; bizim küçük gördüğümüz şeyler büyük, basit gördüğümüz şeyler önemli, gizli şeyler aşikâr, meçhuller malûm ve uzaklar yakındır...
Bu parlak, geniş, derin ve şumüllü manzara... Yeryüzündeki bütün ağaçlardan düşen yaprakların, toprağın kara bağrına gömülüp gizlenmiş bulunan tanelerin ve bütün kâinatta mevcut olan yaş ve kuru her şeyin teşkil ettiği bir manzara... İnsan düşüncesi ve insanın dikkati bu manzarayı kavramaya kâfi gelmeyeceği gibi bu göz ve bakışla da onu anlaması mümkün değildir. Allah’ın o kendisine has ilminin bir bütün haline açığa çıktığı bu manzarada onun herşeyi kontrol edip çepeçevre sardığı ve bütün eşyayı muhafaza ettiği müşahede ediliyor. Meşiyet ve takdirinin bütün eşyaya taalluk ettiği görülüyor... Büyüğün küçük, zavallının efendi gizlinin açık, bilinmeyenin bilinir ve uzağın yakın gibi olduğu bu manzarayı... İfade ve duygu gücüne sahip olanlar ve beşer düşüncesinin hududunu, beşerî üslûbun ifade kudretinin sınırlarını İdrak edenler gayet iyi bilirler. Ve beşerî tecrübeleriyle bu gibi manzaraların bir insan zihninde doğmayacağını, bu tarz bir ifadenin beşerin kaleminden çıkmayacağını çok iyi bilirler. Bu konuda tartışmaya girmek isteyenler için işte meydan. Bütün beşer sözlerini araştırsınlar. Buna benzer bir üslûp ve ifade gücüne asla rastlıyamıyacaklardır...
Gerek bu Âyeti kerîme, gerkse Kur’an-ı Kerîm’iıı başka y* rinde varid olan buna benzer Âyetler bu Yüce Kitab’ın kaynağım bilmek için tek başına kâfidir... Bu arada bir de bu kısacık Ayni! kcrîme’ye bizzat ifade gücü ve sanat yönünden bakalım. Böyle blı fikirle yola çıktığımız zaman insanoğlunun ulaşması asla mümkün olmayan son derece bir uygunluk ve güzelliğin teşkil ettiği YÜen ufuklarla karşılaşırız :
«Gaybın anahtarları O’nun katindadır. Onları ancak O bilir»
Uzak mesafeler, ufuklar ve mutlak bilinmezliklerin teşkil ol tiği derinlikler. Zamanın ve mekânın bağrında... Geçmişte, halde
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder