Biz bu hususlara uzun uzadıya yer verecek değiliz. Çünkü mevzumuzun ciddiyeti itibariyle bu nevi münakaşalara yer vermek lüzumsuzdur.
Şurası bir gerçektir ki, meydanda tek bir mutlak hakikat vardır. O da ğayb hakikatidir. Bundan sonra geriye ihtimal ve faraziyeler kalmaktadır. Ayrıca şurası da bir gerçektir ki meydanda tek ve kesin bir hüküm vardır, o da Allah'ın hükmüdür. Allah neyi emrederse o meydana gelir ve takdir çerçevesi dahilinde cereyan eder. Allah’ın takdiri ise bizim için bir ğaybdır ve onu sadece kendisi bilir. Mununla birlikte Allah’ü Taâlâ kâinata bir takım değişmez kanunlar koymuştur, insan o kanunları öğrenebilir ve onların yardımıyla yeryüzünde üzerine düşen vazifeyi ifa eder. Ancak her zaman kapışını Allah’ın mutlak hâkim olan takdirine ve sırlarla dolu bulunan ğayba açık bırakır. İşte meselenin temeli ve esası. Muhakkak ki bu Kur’an en doğru olan yola iletir...
Ğayb anahtarları ile ilgili Allah’ın şümullü bilgisi ve kâinatta cerayan eden hadiselerle alakalı sonsuz ilmi İlâhiyi müteakiben âyeti kerîme bu şümullü ilmin beşer varlığı ile ilgili muhtelif sahalarına yöneliyor. Ayrıca bu sahaların, Allah'ın engin ilminin yanı sıra ilahî hâkimiyeti ile alakalı olduğunu da belirtiyor.
60 — «Geceleyin sizi ölü gibi uyutan, gündüzün yaptıklarınızı bilen, eceliniz gelinceye kadar gündüzleri sizi diriltircesine uyandıran O’dur. Sonra dönüşünüz yine O’nadır. Sonra da O, size yapmış olduklarınızı haber verecektir.»
Not,Öldükten sonra ebedi hayatın var olduğunun açık delili.
ALLAH’IN KUDRETİ
İşte birkaç kelime daha. Geçen âyeti kerîmedeki, Allah’ın ilminin şümulü ve enginliğini işaret eden ğayb ufuklarının derinliğini ve uzaklığını canlandıran kelimeler gibi... Birkaç kelime daim. Bütünü ile beşer hayatını kabzai İlâhînin içerisine alıyor, Allah’ın engin ilmini takdirini ve tedbirini belirtiyor. İnsanların uyuyup, uyanması, ölmesi, ölümden sonra dirilmesi, haşır ve hesabı, bu birkaç kelimelik ifade içerisinde canlanıyor. Canlanıyor ama teşhis ve canlandırma mevzuundu duygulara dokunup harekete geçirme
hususunda Kur’an’ın takib ettiği o mucizevî « K u r ’ a n
m e t o d u n a » uygun olarak, Tıpkı Kur’an-ı Mübîn’in hayretengiz ifadesinin canlandırdığı her şekil ve sûrette, her hareket ve manzarada olduğu gibi.
«Sizi geceleyin öldüren odur.»...
Öyleyse uyku da bir nevi ölümdür. Uyku gelmesi ölümün bir başka şeklidir. Çünkü uyurken de insan duyguları hareket etmemekte, akla sükûn gelmekte hisler donuklaşmakta, şuurlar Inkıtaa uğramaktadır. Uyku bir sırdır ki beşer hâlâ onun nasıl meydana geldiğini bilmiyor. Neticesi ve dış görünüşü her ne kadar bilinmek te ise de birçok yönleri ile insanı çepeçevre saran bir ğayb olarak devam edip gitmektedir. İşte insanoğulları... Her türlü hareket ve çırpınmadan uzak olarak... İşte hayattan tamamen çekilmiş ve uzaklaşmış şekilde. Şu haliyle onlar Allah’ın kabzai Rabbaniyesindedirler. Hakikati itibariyle her zaman Allah’ın kabzasında yaşamaktadırlar. Onları yeniden canlılığa ve en mükemmel şekliyle hayata döndüren yegâne kudret, Allah’ın kudretidir ve başkası değildir Görüyorsunuz ya insanoğlu Allah’ın kabzasında ne kadar da zayıf \ kalıyor!
«Gündüzleyin ne yaptığınızı da bilir»...
İnsanoğlu nasıl hareket ederse etsin Allah indinde hepsi bilinmektedir. İster hayır kazansın, ister şer hepsi de malumdur. Bütün beşer cinsi hareket ve sükunları ile murakaba altındadırlar. Allah’ın ilminde hiçbir şey eksik olmadan gözden kaçmaz Gündüzleyin dışarı çıktıktan sonra elleriyle kazandıkları herşey eksik siz olarak Allah’ın yanında kayıtlıdır.
«Eceliniz gelinceye kadar gündüzleri sizi diriltircesine uyundıran O’dur.»...
Yani sizi gündüzleyin uykunuzdan uyandırır, Allah'ın taktir ettiği eceliniz doluncaya kadar yaşatır. Bütün beşer cinsi Allah'ın takdir ettiği müddet içerisinde hayatını sürdürebilir. Sonra ondan kaçmak için hiçbir sığınak yoktur. Allah’tan başka varacakları bir yer de mevcut değildir.
«Sonra dönüşünüz yine O’nadır»...
İstirahat bittikten sonra varıp sığınılacak yegâne’ nokta huzuru İlâhîdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder