Ve sadece peygamberlerin getirdiği hidayetin gerçek mânâda hidayet olduğu ifade edilmişti. İkinci prensipte ise zikri geçen peygamberlere kitabın, hikmetin, hükümranlığın ve peygamberliğin verilmiş olduğu belirtiliyor. Âyeti kerîmede geçen ( ) kelimesi hikmet mânâsına gelebileceği gibi, hükümranlık mânâsına da gelir. Ve ibarenin içinde her iki mânânın da kasdedilmiş olması da muhtemeldir. Bu peygamberlerden bir kısmına Allah kitab indirmiştir. M u s a (A.S.) a Tevrat’ı, Davut (A.S.) a Zebur’u,
1 s â (A.S.) a da İ n c i 1 ’i vermişti. Bir kısmına da Allah hükümranlık bahşetmişti. Davud ve Süleyman peygamber gibi. Din mefhumunun Allah’ın gönderdiği bir hüküm olması ve bu peygamberlerin getirdikleri dinin kişiler üzerinde emirler koyarak bir nevi hakimiyete sahip olması itibariyle hepsine de hükümranlık verilmiştir. Allah’ü Taâlâ bütün peygamberleri sırf kendilerine itaat edilmesi için göndermiştir. Kitabı da bir başka âyeti kerîme’de varid olduğu gibi sadece insanlar arasında adaletle hükmetmeleri için indirmiştir. Şu halde bütün peygamberlere hem hikmet verilmiştir, hem de peygamberlik. Ve Allah kendi dinini onlara emanet etmiştir, onlar bu dini insanlara tebliğ edip, bizzat tatbik ederek emniyet altına alıyor ve koruyorlar. Şayet «bu» arap putperestleri kitabı, hikmeti ve nübüvveti inkâr ediyorlarsa şüphesiz ki, Allah’ın dini onlardan müstağnidir. Bu mübarek peygamberler kafilesi ve onlarla birlikte inanmışlar kervanı yeter bu dine. Aslında din kökü ta derinlere kadar inmiş çok eski bir ağaç mahiyetindedir. Peygamberler kafilesinin bütün halkaları birbiri ile bağlı ve ulanmış durumdadır. Hakikati itibariyle birbiri arkasısıra gelen bütün peygamberler tek bir daveti getirmişlerdir. Allah kime hidayet nasib ederse o, bu hakikatlara inanır. Kimin hidayete hak kazandığını da en iyi bilen yine O’dur. Bu gerçek prensip mü’min gönüllere oluk oluk huzur akıtıyor. Sayıları ne kadar olursa olsun, müslüman topluluğun kalbine sükûnet bahşediyor. Aslında müslüman topluluk yalnız başına bir ümmet değildir. İnsanlık ağacından koparılmış bir yaprak mahiyetinde değildir. Esas itibariyle müslüman topluluk, kökü yerin dibine kadar ulaşmış, dalı gökleri kaplamış bir ağacın kolları mahiyetindedir. Tıpkı birbirine bağlı, birbirine ulanmış, en sonunda Allah’a bağlanmış yüce bir kafilenin halkaları gibidir. Gerçekten mü’min kişi nerede yaşarsa yaşasın, hangi nesilde gelmiş olursa olsun, kuvvetli, hem de çok kuvvetlidir... Büyük, hem de çok büyüktür... Çünkü o, kökü ta beşer fıtratının derinliklerine kadar ulaşmış, insanlık tarihinin temeline kadar inmiş, sağlam ve metin tevhid ağacının bir dalı mahiyetindedir. En eski çağlardan beri Allah’a bağlanmış, Allah'ın hidayetine ulaşmış yüce bir kâfilenin azası durumundadır:
«İşte bunlar Allah’ın doğru yola eriştirdikleridir. Onların yoluna uy : “Sizden buna karşılık bir ücret istemem, bu sadece Alemler için bir öğüttür” de.»...
Üçüncü bir prensiple daha karşılaşıyoruz burada. İman hail leşine rehberlik eden bu yüce peygamberlerdir ki, Allah onlum lıl dayet bahşetmiştir. Onların getirmiş olduğu hidayet kervanında önderlik makamını Rasulullah ve ona inanmış olanlar işgal etmek tedirler. Şu halde takip edilecek yegâne doğru yol, Peygamberin takip ettiği yoldur. Hükmüne baş vurulacak tek hidayel menbnflı orasıdır. Bütün beşeriyetin davet edildiği tek hidayet O’nun geilı diği hidayettir :
«Sizden buna karşılık bir ücret istemem»... «Bu, sadece Alem ler için bir öğüttür...» sözüyle yapılan davet budur. Bu Alemleı için bir öğüttür... O bir kavme, bir cinse uzak veya yakın hlı kil leye mal edilemez. Bu hidayet Allah’ın hidayetidir. Ve bütün be beşeriyete öğüt olarak gelmiştir. Bunun içindir ki, onun karşılı ğında bir ücret istenmez. Çünkü bunun ücreti Allah’a altılı
Sonra âyeti kerîme nübüvvet ve risalet müessesesint itil«Aı edenleri tehdit ediyor ve onların Allah’ı gereği gibi tanıyamadık hırını, Allah’ın Hikmetini, rahmetini ve adaletini bilemediklerini söyleyerek susturuyor. Ye bir prensip halinde belirtiyor ki, en smı olarak gelen bu risalet de daha önceki risalet müesseseleri gibi av ııı İlâhî kanuna göre cereyan etmiştir. Ve son olarak gelen bu kılalı ıhılıa önce geçen kitabları tusdik edici mahiyettedir. Bu ifadelerde
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder