18 Nisan 2016 Pazartesi

«De ki: “Size, Allah’ın hâzineleri elimdedir veya gaybı bilirim demiyorum. Melek olduğumu da iddia etmiyorum. Ben ancak bana vahyolunaııa uyuyorum.” De ki: “Görenle görmeyen bir midir? Düşünmüyor musunuz?”»..

umumiyetLe bu kelimeyi kullanırlar. Kâhinlerle meczupların birleştiği çok az görülmüştür. Ancak kâhin meczubun maksat ve ifadelerini mazmun ve rumuzlarını açıklamakla görevlendirilmiş olması hali müstesna. Bunun dışında çok kere meczuplarla kâhinlerin ihtilâfa düştükleri, münakaşalara daldıkları görülmüştür. Zira içtimai vazifeleri cemiyetin doğuşu ve tabiatı ile farklı farklıdır. Meczup hiçbir merasim ve adetle kayıtlı değildir. Bir bakıma âsidir. Kâhin ise çoğunlukla atalarından ve dedelerinden kalma adetlerin mahkûmu olup onları muhafaza ederek vazifesine devam eder. Uzak yakın heykellerin ve mabetlerin bulunduğu yerlerde kalır kâhinler. Ama meczup için böyle birşey bahis mevzuu değildir. Meczup ıssız yerlerde bulunabileceği gibi kalabalıklar içerisinde de yer alabilir. 1

Yahudi kabileleri arasında da bazen peygamberlerin sayısı artmıştır. Onlar da kendi zamanlarına göre bir bakıma yakın çağlardaki tasavvuf tarikatlarına ve dervişlerine benziyorlardı. Zira bazı devrelerde sayıları yüzleri aşmıştı. Onlar da kendi cemaatlarına bugünkü dervişlerin yaptığı gibi bir takım riyazat metodunu tatbik ediyorlardı. Bazen kendi ve vücutlarını tazip ederek cezbe haline baş vuruyorlardı. Bazen de cezveye getirecek musikî âletleri dinleyerek aynı hale girmeye çalışıyorlardı. «Kitabı mukaddesin Birinci Samuel» bölümünde şöyle deniliyor:

« S a u l Davud’u elde etmek için elçiler gönderdi. Peygamberler topluluğunun geleceğe dair haber vermekle uğraştıklarını gördüler. S a u l de onların arasında bulunuyordu ve onlara riyaset ediyordu. Allah’ın ruhu da S a u l ’un elçileri üzerine indi. Onlar yine gaypdan haber vermeye devam ettiler. Başkaları

t Bu kısım, « t s 1 fi m ı n gerçekleri ve İslâm düşmanlarının uydurmaları» adlı Ustad A. Mahmud El Akkad’ın eserinden iktibas edilmiştir. Biz buraya delil olarak sunduğumuz kısımları alırken, müellifin semavî dinler de dahil olmak üzere bütün dinlerin ve peygamberlik müesessesi-ııin tekâmül ettiğini, Ulûhiyet inancının da tekâmül sonunda bu hale geldiğini ve nihayet Islâmda kemâle ulaştığını belirten kısımlarını kabullenmiyoruz. Esas itibariyle Is-lâmın getirdiği kâmil nizam semâvi dinlerin hepsinde de aynıdır. Ve bu dinler tahrif edildikten sonra o dine bağlı olanların irtidad ederek cahiliyete dönmesi ve kendi peygamberlerinin getirdikleri gerçekleri tahrif etmeleri esas sayılmalıdır. Nitekim en doğru tarihî gerçek olarak Kur'an-ı Kerîm bize bu hususları belirtmekledir Binâenaleyh batılı dinler tnrihi bilginlerinin, bu konuda acı elettikleri faraziye ve lalınılıılrı o değer vermemek gerekir.
üzerlerine gönderildi. Onlar yine hallerinde devam ettiler. O elbisesini soydu ve S a m u e l ’in karşısında gaypdan haber vermeye devam etti. O gün ve gece tamamen çıplak olarak göründü.»...

Yine S a mu el kitabında şöyle denilir: «Sen bir takım peygamberlerden toplu halde oturan topluluklara tesadüf edeceksin Önlerinde Ud, Ney, Def ve Rubab vardır. Onlar gaypdan haber ve rirler. Rabbın ruhu onlara hulul ederek birlikte gelecekten haber verirler. Sonra da bir başka adama geçer.»

İsrailoğullannda peygamberlik irsî bir sanattı. Babalardan oğullara geçerdi. Nitekim krallar bölümünde şöyle denilmektedir

«Peygamberlerin çocukları E ş i a’ya şöyle dedikleri vakit: İşte bizim senin karşında durduğumuz yer orasıdır. Orası bize dar göründü. Bırakalım orayı da Ürdün'e gidelim.»

((Onların hizmetçileri vardı. Ve yer yer kendilerine gelir hizmet ederlerdi. Nitekim Davud ve askerlerin reisleri hini e t İr ri için Beni E saf ’tan ve diğer kabilelerden Ud’lar ve Rııluth' larla, Defler çalarak gaypdan haber vermeye çalışanları hizmetçi olarak almışlardı.» 1

İşte böyle sarmıştı cahiliyyet nizamlarım peygamber vc pey gamberlik müessesesinin mahiyeti ile alâkalı benzer bâtıl düşünen ler. Bu cahiliyyetler arasında semavî dinlerin getirdiği sağlımı 1 lâm düşüncesinden inhiraf etmiş olanları da yer alıyordu. Ve (mİt peygamber denilince bu nevî şeyleri bekliyorlardı. Bazen nınlmı gaypdan haber vermesini istiyorlar, bazen da sihir veya UrlırtnH yoluyla kâinat kanunlarını tesiri altına almasını arzu ediyor İm dı İşte müşriklerin Resulullah’dan istedikleri şeyler de esas itibariyle bu kaynaklara dayanıyordu. Ve bu evhamları tasvip etmeli l«.m Kur’an-ı Kerîm’de Resuller ve risaletin tabiatı ile alakalı mükerrer hükümler gelmiştir. Bu âyeti kerîmede o hükümlerden birisidir

«De ki: “Size, Allah’ın hâzineleri elimdedir veya gaybı bilirim demiyorum. Melek olduğumu da iddia etmiyorum. Ben ancak bana vahyolunaııa uyuyorum.” De ki: “Görenle görmeyen bir midir? Düşünmüyor musunuz?”»...

Hazreti peygamber o günkü cahiliyyet cemiyetlerinde yayı?m
I. Aynı knyııak, t. 66

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder