20 Nisan 2016 Çarşamba

Hem de Allah’ın nizamından ve hidayetinden uzak, beşerin kendi yapması sistemlerin fikirlerin ve düşüncelerin bocaladığı, bütün nizamların iflâs ettiği sistemlerin semeresiz kaldığı, ekollerin netice vermediği, tecrübelerin başarısız olduğu bir devrede...

Ve hepsi de iğrençlik bakımından birbirinden geri kalmaz tarzda. ..

Ve İslâm yine ulvî yerinde, zirvede olduğu gibi duruyor. Beşeriyetin ulaştığı aydınlık bir hat olarak canlılığını devam ettiriyor... Beşeriyete Allah’ın bir rahmeti olarak yerinde duruyor. Belki bir-gün insanoğlu ayağını çamurlardan çıkarır, gözlerinin mahmurluğunu siler ve bir kere daha o aydın ufuklara doğru tırmanır bir kere daha bu dinin sesini duyar. Ve yeniden İslâm’ın rehberliğinde o üstün zirvelere, o yüksek mertebelere doğru koşa koşa ilerler, yayılıverir.


Biz bu Gölgeler ’deki metodumuz dahilinde bu işaretten daha fazla burada söz etmek hakkına sahip bulunmuyoruz. Beşeriyeti bu nassların karşısında tutunmaya davet ttiğimiz tutuma uygun tarzda, uzun bir şekilde duramıyoruz. Beşeriyet tarihî boyunca alçak cahiliyyetin bataklıklarından kurtularak, İslâm’ın rehberliğinde uzak ve yüce zirvelere tırmanırken katettiği uzun ve dehşetengiz merhaleyi iyice görmeye çalışsın. Ne var ki ruh ve akideden mahrum ve bomboş bir kadavra olarak sunulan materyalist medeniyetin rehberliğinde bir kere daha o bataklıklara dalmış ve gitmiştir... Dikkatle dursun bu nassların karşısında ve bir kere daha İslâm’a uygun adımlarla ona nasıl sahip çıkacağını öğrenmeye çalışsın... Hem de Allah’ın nizamından ve hidayetinden uzak, beşerin kendi yapması sistemlerin fikirlerin ve düşüncelerin bocaladığı, bütün nizamların iflâs ettiği sistemlerin semeresiz kaldığı, ekollerin netice vermediği, tecrübelerin başarısız olduğu bir devrede... Evet beşeriyet bir kere daha o ulvî tepeye tırmanma şansını kaybetmiştir. Bundan kurtulmak için çalışsın. Ve insanoğluna efendilik hakkını bu aydın şekliyle sunsun... Bu korkunç intikalle birlikte gönüllere huzur kaynaklarını akıtsın... İslâm insanlığı böyle bir değişime tabi tutarken hiçbir mezbaha kurmamış, baskı metodlarına baş vurmamış, insanların temel hak ve hürriyetlerini çiğneyen hiçbir istisnaî icraata girişmemiş, korku salmamış, etrafı dehşete boğmamış, kimseyi tazip etmemiş, kimseyi aç bırakmamış, kimseyi fakirlikle yüz yüze getirmemiştir... Beşer yapısı köksüz nizamların gölgesi altında insanların çırpınarak bir değişiklik meydana getirmek için buş vurduğu metodlardan hiçbirisine baş vurmadann kulları Allah’dan başkasına, kullara kul yapmadan meydana getirmiştir bu dehşetengiz değişimi...


Bu kadarı yeter bize. Âyetlerin verdiği bu derin ve kuvvetli ilhamlar kâfi. Kalplere oluk oluk akıtılan bu aydınlık çeşmeleri ye ter...1

i

AYRILAN YOLLAR

55 — «Suçluların yolu belli olsun diye böylece âyetleri u*uu uzun açıklarız»...

Gerek risalet müessesesinin mahiyetini, gerekse Resullerin lıı biatini bu derece açık ve kesin şekilde belirten bu bölümün sonıınn gelmiş bulunuyoruz. Bu bölüm içerisinde akide mevzuu her türlü şatafattan ari olarak sunulmuş olduğu gibi, bu akidenin beşer tın yatından silip atmak için geldiği değer ve ölçüleri de açıklamış ve yerli yerine oturtmuştu...

, «Böylece âyetleri uzun uzun açıklarız»...

Tıpkı bu metod gibi... Ve aynı yolu takip ederek. Tıpkı bunun gibi uzun uzun açıklayarak, beyan ederek... Âyetlerimizi tafsilâtlı olarak açıklarız, ki o âyetler bu gerçeğin etrafında hiçbir şüphe emaresi ‘bırakmaz. Meselede gizli kapalı bir nokta terketmez. Ve hu Ayetlerle birlikte artık hâk kesin şekilde belirir. Mesele apaçık orta ya çıkar, bundan sonra harika talebine ihtiyaç kalmaz. Nitekim Kur’an-ı Mübîn bu sunuş metodunun bir benzerini bu kısımdı» ııı /etmiştir bizlere. Bu arâda şunu da belirtelim ki sûre-i celile İçerisin de açık açık beyan edilen hidayete dair deliller, iman yolunu gösteren ilham noktalan, açıklanan gerçekler, yerleştirilen realiteler, hepsi Hak Taâlâ’nın şu mübarek kavlinin muhtevası içerisine glıeı lor:

«Böylece âyetleri uzun uzun açıklarız»...

Bu kısacık âyetin sonuna gelince işte:

«Suçluların yolu belli olsun diye»...

, Tuhaf bir durum bu... Aslında bu satırlar bu Kur’an’ın bu / akide ve bu akideyle hareket metodunun plânlarını açıklamaktadır bize. Gerçek odur ki Kur’an’ın takip ettiği bu metod sırf Hak kı


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder