22 Nisan 2016 Cuma

«... Kadere, hayir ve şerrin O’ndan olduğuna...»

Höylece Gayb’a inanmayı îmanın temellerinden bir temel haline getirmektedir:

«Elif lâm mim. İşte bu kitap. O’nda hiçbir şüphe yoktur. Tak-vu sahipleri için hidayetin ta kendisidir.

Onlar ki gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de infak ederler.

Onlar ki sana indirilene de senden evvel indirilmiş olanlara hıra da inanırlar ve onlar âhirete de yakinen kanidirler.

İşte onlar Rablarmdan gelen bir hidayet üzerindedirler. Saadete erenler de onlardır.*»1

Allah’ü Taâlâ’ya iman bizzat Gayb’a imandır. İnsanlara kıyasla Allah’ın Zatı bir Gayb’dan ibarettir. İnsanlar Allah’a inandıkları zaman doğrudan doğruya Gayb’a inanıyorlar demektir. O n un fiilinin eserlerini görürler ama Zat’ını idrak edemezler. Ve fiillerinin nasıl ve nice olduğunu anlayamazlar.

Âhirete iman da aynı şekilde Gayb’a imandır. İnsanlara kıyasla kıyamet günü da Gayb’dir. Kıyamet gününden sonra vuku bulacak yeniden dirilme, hesap, sevap ve azap gibi hususların hep-«1 mü’minin inandığı bir Gayb âlemidir. Mü’min buna sadece Allah tarafından bildirilmiş olduğu için inanır.

Tasdik etmekle imanın tahakkuk ettiği Gayb mefhumu daha pek çok hakikatları ihtiva eder ki, Kur’an-ı Kerîm mü’minlerin durumunu ve âlemşümûl iman akidesini tavsif ederken şöylece zikrediyor.

«Peygamber ve mü’minler kendisine Rabbı tarafından indirilmiş olan şeylere iman etti. Hepsi de Allah’a, onun meleklerine, onun kitaplarma ve peygamberlerine iman ettiler. «Biz onun peyle amberlerinden hiç birisinin arasını tefrik etmeyiz.» «işittik ve İtaat ettik. Affını dileriz ey Rabbımız. Ve dönüş yine sanadır.» dediler.»...2

Bu âyeti kerîmede Rasulullah’m ve mü’minlerin hepsinin Allah'a iman ettiğini —ki gaybden ibarettir— Allah’ın Rasulü’ne iıızâl ettiği şeylere iman ettiğini —ki bunlar da bir kısmıyla gayb-den ibarettir. Onların ancak bir kısmını Allah peygamberine bil-
ı Bakara: 1-5.

2 ltnkııı>ı : 285.
dirmiştir— belirtiyor. Nitekim bir başka âyeti kerîmede de şöyle buyuruluyor.

«O, gaybı bilendir. Hiç kimseyi gaybma muttali kılmaz. A ıu n İv Rasül’den dilediği kimse müstesna.» 1

Mü’minler meleklere inanıyorlar. —Ki, o da bir ğaybdir İnsan meleklere dair mevzularda Allah’ın bildirdiklerinin dıyıııda hiçbir şey bilmez. Allah’m bildirdikleri de insanın ihtiyaç ve ia> katı nisbetindedir.2

Tasdik edilmeden imanın mümkün olmadığı bir başka Mayi» kalıyor ki, o da kaderdir. İnsan kader mevzuunda hiç birye.y bilmez. Sadece iman hadîsinde zikredilen hususlardan haberdârdır,

«... Kadere, hayir ve şerrin O’ndan olduğuna...»

Şu halde bu varlıklar âleminde gayb mefhumu insanı her yönden çepeçevre sarıyor. Geçmiş bir gaybdir. Hal ğayblerle doludur. Gelecek tamamen ğayb perdesiyle örtülüdür. İnsanın kendisi bir ğaybden ibarettir. İnsanoğlunun bünyesi bir ğaybdir. İnsanın yaşadığı kâinatta çevresinde bulunan her şeyi bir gayb örtüsü kapatmaktadır. Kâinatın doğuşu bir ğaybdir. Kâinatın haraket tarzı bir ğaybdir. Mahiyeti ve muhtevası umumen gayblarla örtülüdür... Hayatın doğuşu bir ğaybdir. Nasıl gelişir, nasıl haraket eder, mahiyeti neden ibarettir? Hepsi de ğayblarla örtül....  İnsanın bilmediği şeyler ğayb örtüsünü teşkil etmekledir. Bildikleri de hemen hemen aynı...

İnsan meçhullerle dolu bir okyanusta yüzüp gitmektedir. Bırakın çevresini saran bütün kâinatı bir kenara, insanoğlu şu anda bizzat kendi bünyesinde cereyan eden şeyleri bilmemektedir bir ğaybdir o kendisi için. Şu andan sonra gerek kendi bünyesinde, gerek çevresindeki kâinatta nelerin ceryan ettiğini bir kenara bırakalım. Her atom, atomun herbir elektronu, herbir hücre ve her hücrenin bölümleri insanoğlu için sırlarla dolu birer ğayb alemidir.

Her taraf ğaybden ibaret... Bilinmezlikle dolu çevre. Insan aklı —o kısa ömürlü beşer— sadece meçhullerin bürüdüğü bir okyanusda yüzüp gitmektedir.

 Bu engin okyanusun dalgaları ara smda şuraya buraya serpilmiş küçük adacıkların teşkil ettiği ¡ya

1. Cinn : 26-27.

2. tlıı cllzvlo geven 132-136, auyfalıırdıtki meleklere* ılnir ınevzım bitkiniz,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder