Şiddetlerin Allah’a döndürmediği gönüller taşlaşmıştır Attık ona şiddetin sıkıntısından doğan yumuşaklıklar tesir etmez. ölmüştür o gönüller. Artık hiçbir baskı ona his vermez, Alıcı verici cihazları atalete mahkûm olmuştur. Artık bu gafletten uyaran uyarıcıları almaz ve gönlünü uyanık tutarak bu canlı emirlere bağlanıp icabet etmez. Aslında şiddet Allah tarafından kulları İmtihan için verilir. Gönlü canlı bulunanlar bunun karşısında uyanıverirler. Kalplerinin kapıları açılır ve Rabbı Zülcelâllerine döndürür onları bu şiddet. Artık onlara acımak, Allah’ın kendi üzerine aldığı rahmeti meyanındadır... Ölülere gelince, şiddet hiçbir fayda vermez onlara. Yalnız Allah’ın karşısında huccetsiz kalmalarını ve özürlerinin kabul edilmemesini sağlar. Şiddet bir bakıma onlar için bedbahtlık vesilesi ve azaba sebep olur.
İşte Hak Taâlâ’nın yüce Rasulüne ve onun peşindeki İslam Ümmetine haberlerinden kıssalar sunduğu bu milletler şiddeti' " faydalanmasını bilmemişler, Allah’a sığınmamışlar ve şeytanın
kendilerine güzel gösterdiği döneklik ve matlıktan vazgeçmemişler. İşte bu sırada Hak Taâlâ onlara bolluk veriyor ve bollukla imtihan ediyor :
«Bu sebeple kendilerine ne hatırlatıldı, ne öğüt verildiyse onları unutanca üzerlerine her şeyin kapılarını açıverdik. Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlikle tam ferahladıkları sırada ansızın onları yakaladık da umutsuz kalıverdiler.
İşte bu suretle, zulmedenler gürûhunun kökü kesilmişti. Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’adır.»
Bolluk da bir başka imtihan şeklidir. Tıpkı şiddet gibi. Hatta bollukla imtihanın derecesi şiddetle imtihandan daha fazladır. Ve Hak Taâlâ kullarını şiddetle imtihan ettiği gibi bollukla da imtihan eder. Kendisine itaat edenleri ve isyankârları aynı şekilde dener. Hem bollukla, hem de şiddetle... Şiddetle imtihan edilen mü’min sabreder. Bollukla imtihan edilince de şükreder. Binaenaleyh her iki halde de mü’min için hayır vardır. Nitekim bir hadîs-i şerifte buyurulur ki:
«Ne tuhaftır ki, mü’minin bütün işleri hayırla doludur. Ve bu hayır mü’minden başka kimse için yoktur. Ona bir bolluk isabet edince şükreder. Ve bu onun için hayır olur. Bir sıkıntı dokununca da sabreder. Bu da onun için hayır olur.»... 1
Peygamberleri yalanlıyan ve burada onlara dair haberler Hak Taâlâ tarfından anlatılan milletlere gelince, onlar kendilerine anlatılmış olan şeyleri unuttular. Hak Taâlâ onların helâk olacaklarını çok iyi bilmekteydi. Bunun üzerine onları sıkıntı ve darlıkla imtihan etti. Ne var ki, onlar Hak’ka yönelmediler. İşte bundan sonra yavaş yavaş bütün kapılar onlar için açıldı. Kur’an-ı Kerîm bunu ifade ederken : «Üzerlerine herşeyin kapılarını açıverdik»
buyuruyor. Bu ifadede öyle bir tasvir gücü var ki rızıkları ve hayırları eğlence ve hâkimiyet hiçbir kayda ve engele tâbi olmadan sel gibi kaynağından fırlarcasına veriliyor onlara. Hiç bir çırpınışa, terlemeye ve yorulmaya uğramadan bütün şeyler üzerlerine yığılıyor. Gerçekten de hayretengîz bir manzara bu O durumu bir
hareket halinde canlandırıyor. Hem de Kur’an’ın o insanı hayretten hayrete düşüren tasvir metoduna uygun olarak.1
«Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlikle tam ferahlandıkları sırada»...
Bol bol rızıklara ve nimetlere gömüldüler, —sahibine ..şükür etmeden— o nimetlerin zevk ve sefâsına daldılar, kalpleri nimet sahibini anmaktan, ondan korkup korunmaktan uzaklaştı. Bütün dikkatlerini lezzetlerden istifadeye hasrettiler, şehvetlere teslim oldular. Zevk ve sefaya dalanların hepsinde olduğu gibi, büyük ehemmiyetleri mûcip olan şeyleri bir kenara ittiler. Bunu müteakiben de önce niyetleri ve ahlâkları bozuldu, sonra da nizam ve kanunları. Bütün bunların tabiî bir neticesi olarak hayatlarının düzeni bozuldu. İşte tam bu sırada Allah'ın hiç değişmeyen taktiri tahakkuk ediverdi:
«Ansızın onları yakaladık da ümitsiz kalıverdiler.»
Tam bir sarhoşluk ve dalgınlık esnasında, aniden alınıvermişlerdi, ne yapacaklarını bilememişler, kurtuluş ümitlerini kaybetmişler, ne tarafa gideceklerini düşünmekten dahi âciz kalmışlardı Tek ferd kalmaksızın hepsi de helâk oluvermişlerdi
«İşte bu suretle zulüm edenler gürûhunun kökii Kesilmiştir. ••
( f^lj’lj ) bir cemâatin arkadan gelen en sun ferdi de
inektir. Bu kesilince öncüleri çoktan kesilmiş demektir!! • /- »» lüm edenler»: denilirken de şirk koşanlar kasdedllmekiı dir. Kur’an umumiyetle «zulüm» tâbiriyle; «şirki» «zâlim» tâbiriyle de «müşrikleri» kasdotmlştlr
«Hamd âlemlerin Rab’bı olan Allah’adır.»
Hamd ifade eden bu sözler: İlâhî bir azdırış ve temkinli blı tuzaktan sonra zâlimlerin (müşriklerin) kökünün kesilmesini mü tcûkip gelmektedir. Zira yer yüzünü zâlimlerden temizlemekten in sanlara yapılacak daha büyük bir iyilik; bu nimete karşı yapılacak hamd’den daha büyük bir hamd olamaz!.. i
I. «Kur’ıındu bahsine bakım/,.
i debî Tasvir» kitubının « K u r ' u n M o l o >1 u *
Kaç parmak görüyorsun? 444 yıllık 4 tavsiye -https://t.co/TPdi26kBTi
YanıtlaSilEY İNSANOĞLU HEDEFİNİ BELİRLE.
https://t.co/bCJoT9XXHD
Karar Vermezsen Sömürülürsün-Fetret devri.
https://t.co/fL1iCidsxO
İstersen şeytanı ve diğer güçleri kullanabilirsin.
https://t.co/YwKLL1NkWw