3 Nisan 2016 Pazar

«Haydin, de, Allah şunu haram kıldı diye şahadet edecek şahidlerinizi getirin.» Eğer gelir yalan yere şahidlik ederlerse, onlarla beraber olup sözlerini kabullenme, âyetlerimizi yalanlayanların ve âhirete inanmayanların heveslerine uyma. Nasıl uyarsm ki, onlar Rablerine başkalarını denk tutuyorlar.»

bakımından her ikisinin de aynı şeyler olduğuna işaret edilmiş oluyor. Ayrıca umumen Kur’an üslûbunun taşımakta olduğu bir damga haline gelen edebî uygunluğa işaret edilmiş oluyor. :x

«Haydin, de, Allah şunu haram kıldı diye şahadet edecek şa-hidlerinizi getirin.» Eğer gelir yalan yere şahidlik ederlerse, onlarla beraber olup sözlerini kabullenme, âyetlerimizi yalanlayanların ve âhirete inanmayanların heveslerine uyma. Nasıl uyarsm ki, onlar Rablerine başkalarını denk tutuyorlar.»2

Bu da sûrenin baş tarafında Allah’a şirk koşan kâfirlerden söz ederken kullanılan ( jjLu ) şeklindeki ifade gibidir. Ayrı-

ca sûrenin son kısımlarında yer alan ve kendi kendileri için hüküm koyanlarla ilgili ifade de aynı şekildedir. O da ((S5\+ri. jJU JJ )

ibnresi ile son bulmaktadır. İşte her iki ifade de:

«Haydin, de, Allah şunu haram kıldı diye şahadet edecek şahidlerinizi getirin.» Eğer gelir yalan yere şahidlik ederlerse, onlarla beraber olup sözlerini kabullenme, âyetlerimizi yalanlayanların ve âhirete inanmayanların heveslerine uyma. Nasıl uyarsm ki, onlar Rablerine başkalarını denk tutuyorlar.» 3

«Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı vareden Allah’a mahsustur. Öyle iken, Hakkı tanımayanlar bunları kendilerini yaratana denk tutuyorlar.» 4

Birinci âyette onlar Allah’a şirk koştukları için ondan yüz çevirmektedirler.. İkinci âyette de aynı şekilde şirk koştukları için Allah’tan yüz çevirmektedirler. Fakat bu İkincideki şirk Ulûhiyetin özelliklerinden olan hüküm koyma hakkını kendi nefisleri için İstemeleri şeklinde tezahür etmektedir...

Bunun da hem mevzu yönünden, hem de ifade güzelliği bakımından kendisine has bir delâleti vardır.

Yine aynı şekilde bütünü ile İslâm’dan söz ederken âyeti kertmede ( ) doğru yol kelimesi kullanıldığı gibi hüküm koy-

ma ile alâkalı ifade serdedilirken de aynı kelime kullanılmaktadır:

I linkini/,, cKur'an'da Hdebî Tasvir, uygunluk bölümü».

2, l ıı nııı : 150. ı Hn’am: 150.

4 Hn'aııı: I.
«Allah kime doğru yolu gösterir, îmana muvaffak ederse onun kalbini İslâmiyete açar. Kimi de sapıklık da bırakmak dilerse, /ot la göğe çıkacakmış gibi kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah, înııııı etmeyenleri küfür bataklığında bırakır.

Rabbinin, dosdoğru yolu işte budur. Biz âyetleri, aklını na alıp düşünen cemiyet için apaçık gösterdik.» 1

Hayvanlardan, ziraattan ve bunlar ile alâkalı helâl ve lını um lardan söz edilirken sûrenin son kısmında da aynı kelime kul İm mİ maktadır:

«Bu, dosdoğru olan yoluma uyun. Sizi Allah yolundun »v" düşürecek yollara uymaym. Allah size bunları sakınasınız dly* emretmektedir.» 2

Bütün bunlar bu kaziyeyyenin bir akide kaziyyesi olduğunu ve bunlara riayet etmenin doğru yolda yürümek, bu yoldan Inhl raf etmenin doğru yoldan ayrılmak manasına geldiğini belirtiyor Söze başlarken de belirttiğimiz gibi bu dâva bir iman ve luıl'nı 'la vasidir... Cahiliyyet ve İslâm dâvasıdır...

Buraya kadar verdiğimiz bu özet artık kâfi gelir. Şimdi A Ilıdı' m avnü inayeti ile Kur’an’m kendi akışı içindeki âyeti km imrlm mı gözden geçirelim. Sûrenin tabiatına uygun şekilde bu âyetim ı:< 1' şinde olduğu gibi dalga dalga alıp açıklayacâğız. M r d i ıı «' 'If nazil olan sûrelerde olduğu gibi bahis bahis incelemeyeceği/ M"v le açıklama zannediyorum ki sûrenin tabiatına daha uyğunduı Mu renin ifade ve üslûbu arasındaki uygunluğu ve işaretlerini ğei'.t leştirmek için bu metod daha muvafıktır...

Ve tevfik Allah’tandır...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder