26 Nisan 2016 Salı

Onu hidayete çağırıyorlar." «Bize gel» diyorlar. O ise şaşkınlıkla davet arasında bocalıyor. Nereye yöneleceğini bilmiyor. Ve hangi bölüğe koşacağını kararlaştıramıyor.

ALLAH’IN HİDAYETİ

71 — «De ki: “Allah’ı bırakıp da bize ne faydası, ne de zararı dokunan şeylere mi tapalım? Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra —(bir yanda) arkadaşları «bize gel» diye doğru yola çağırırken, (diğer yanda) şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi — geriye mi dönelim?” De ki: “Doğru yol ancak Allah’ın yoludur. Âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.”»


«Söyle»... Sûrei celîle içerisinde tekerrür eden kuvvetli tesir tonuna sahip bir ifade. Bütün bu meselelerin sadece Allah’a ait olduğunu, Rasulullah (S.A.) nın ise korkutuculuk ve tebliğ edicilikten öte hiçbir şeyinin bulunmadığını anlatıyor. Ayrıca bu meselenin Yüceliğini, Ulviyetini ve Azametini ifade ediyor. Ve Rasulullah’ın Rabbı tarafından gönderilen bu gerçekleri tebliğ etmekle memur olduğunu belirtiyor.

«De ki : “Allah’ı bırakıp da bize ne faydası, ne de zararı dokunan şeylere mi tapalım?”»

Ya Muhammed söyle onlara. Allah’dan başkasına tapınmak, onlardan yardım dilemek ve onlara hareket kumandasını teslim etmek gibi yaptıkları fiillerin kötülüğünü belirterek söyle. Halbuki tapındıkları şeyler ne fayda, ne de zarar verebilir kendilerine. İster taptıkları şeyler put olsun, ister taş veya ağaç olsun, ister ruh veya melek olsun, isterse şeytan veya insan olsun... Hepsi de kendilerine fayda veya zarar dokundurmamakta müsavidirler. Onlar âciz varlıklardır. Ne faydaları dokunabilir kimseye, ne de zararları. Yeryüzünde meydana gelen her hareket sadece Allah’ın takdirine uygun olarak cereyan eder. Allah’ın müsaade etmediği hiçbir şey olamaz. Onun takdirinden ve hükmünün dışında birşey yeryüzünde cereyan edemez...

Sen Allah’tan başkasına tapınmalarını, Allah’tan başkasından yardım dilemelerini ve Allah’tan başkasının huzurunda boyun eğmelerini kötüleyip, bu hareketlerinin çirkinliğini göstererek söyle onlara! İster bu âyeti kerîme müşriklerin ileri sürdükleri Hazreti Peygamber’in kendi ilâhlarına ibadet etmesi halinde, kendilerinin de onun Rabbına ibadet edeceklerini ileri sürmelerine karşılık olsun, isterse yeni baştan müşriklerin üzerinde bulundukları putperestlik halini kötülemek için olsun durum değişmez. Netice itibariyle her ikisinin de varacağı nokta aynıdır. İnsan aklı ışığa kavuştuğu, eskiden cemiyette hâkim olan örfün tesirinden azade halde düşündüğü zaman bu halin çirkinliğini ve iğrençliğini bizzat görür...

Âyeti kerîme onların hareketlerinin çirkinliğini canlandırmak ve kötü durumlarını gözleri önüne sermek için Allah’u Taalâ'nın müslümanlara gösterdiği ışık huzmeleri altında bu inançları açıklamaya çalışıyor. Hak Taâlâ müslümanlara tek bir Allah'a ibadet etmeyi, ilâh olarak sadece ona tapınmayı ve ortaksız şekilde onun dinini kabul etmeyi emretmişti :

«I)e ki : “Allah’ı bırakıp da bize ne faydası, ne de zarın ı dokunan şeylere mi tapalım? Ve geriye mi-dönelim?”»

Şu halde onların bu durumu geriye dönmek, geliştikten sonra tekrar irtica etmek demektir.

Sonra şu ilhamlarla dolu, duygular bahşeden hareketli ve müşahhas manzara yer alıyor :

«Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra —(bir yanda) arkadaşları “bize gel” diye doğru yola çağırırken, (diğer yanda) şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi— geriye mi dönelim?»

Tevhidi kabul ettikten sonra şirke dönen, kalbi tek bir ilaha kulluk ile müteaddit ilâhlara kulluk arasında dönüp dolaşan  kimsenin şaşkınlığını, hayretini canlı ve müşahhas halde resmediyor bu manzara. Tevhidden sonra şirke dönen kişinin hisleri hidayetle dalâlet arasında gidip geliyor ve en sonunda bataklıkların  içerisinde kaybolup gidiyor. Bu sahne o iğrenç mahlûkun sahnesidir.
 Şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları kimsenin ( <S;r~1 ) ke1imesi
lâfzı, bizzat ifade ettiği bu mânâyı tasvir etmektedir Ne olurdu bu şaşkınlığın sonunda tevhide götüren doğru bir yöneliş gelebilseydi. ? Ve yöneldiği konuda dikkat ve irade ile ilerleyebilseydi. Ama übür tarafta hidayeti seçmiş arkadaşları yer alıyor. Onu hidayete çağırıyorlar." «Bize gel» diyorlar. O ise şaşkınlıkla davet arasında bocalıyor. Nereye yöneleceğini bilmiyor. Ve hangi bölüğe koşacağını kararlaştıramıyor. Burada canlandırılan manzara bir pisikolojik azabın manzarasıdır. İnsan ifadelerin ötesinde bu manzaraya eliyle dokunup hissedebiliyor.

Çok zaman bu sahneyi ve bu sahnede ortaya çıkan şaşkınlığı ve hayreti düşünmeye çalıştım. Mücerret bir düşünceyle. Sun i
M/ılfil-il Ktıı'un, C: '
I l'J

1 yorum:

  1. Onu hidayete çağırıyorlar." «Bize gel» diyorlar. O ise şaşkınlıkla davet arasında bocalıyor. Nereye yöneleceğini bilmiyor. Ve hangi bölüğe koşacağını kararlaştıramıyor.

    YanıtlaSil