O, kulların üstünde yegâne Mutasarrıftır, Hakim ’dir. H a b i r ’dir.
«Şahid olarak hangi şey daha büyüktür?» de. «Allah benimle sizin aranızda şahittir. Bu Kur’an bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu; Allah’la beraber başka tanrılar bulunduğuna siz mi şahidlik ediyorsunuz?.» de. «Ben şahadet etmem» de O ancak tek bir Allah’tır, doğrusu ben ortak koşmanızdan uzağım» de.1
Sonra dördüncü bir dalga seli başlıyor. Müşrikleri tekzib ettikleri bu Kitab’ı ehli kitaba tanıtan ifadeler yer alıyor. Zulümlerin en büyüğü olması sebebiyle şirki tavsif ettikten sonra, mahşer günü müşriklerin âkibeti ile ilgili bir manzara sunuyor. Allah’a eş koştukları şeylere sualler tevcih ediyorlar bu manzara içinde. Şirk koştukları şeyler bile onların durumunun çirkinliğini belirtiyorlar. Böylece şirk koştukları şeyleri Allah’a eş tutma iftiraları açığa çıkıyor. Onların durumu tasvir edilirken istikbale dair ahvali sezecek fıtrî vasıtalarının muattal bırakıldığı, iman vericisinin bildirdiği şeyleri alıp kabul etmemeleri, kalblerinin perdelenmiş olması yüzünden iman delillerini anlamamaları gibi hususlar da serd ediliyor! Bu Kur’an’ın eskiden geçmiş kimselerin uydurması olduğunu söylerken, kendi nefislerini helâka müstahak kıldıklarını, hidayetten uzaklaştıklarını söyleyebilirsiniz. Sonra onların ateşin üzerinde durduruldukları zamanki hallerini tasvir ediyor. Ne olur bir kerre daha döndürülseydik? Allah’ın âyetlerini yalanlamaz ve inananlardan olurduk. Sonra onları ölümden sonra dirilmeyi inkâr etmelerine rağmen hallerini dünyaya döndürüyor. Ve Rabbı Zülcelallerinin huzûru izzetinde dururken ki hallerini tasvir ediyor. Bu inkar eder oldukları sualleri soruyorlar, günahlarını sırtlarında taşıyorlar. Gelen âyet dalgaları Allah’a ulaşmağı tekzip eden ve Allah'tan korkanlar için hazırlanmış olan âhiret hayatının yanında dünya hayatının boşluğunu bildiren hükümlerle sona eriyor.
Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar; fakat kendilerini hüsrana düşürenler, işte onlar inanmazlar.
Allah’a karşı yalan uyduran veya âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir?. Zâlimler bunun için saadete ulaşamazlar.
Bir gün hepsini toplarız, sonra puta tapanlara, «iddia ettiğiniz ortaklarınız nerede?.» deriz.
Sonra, «Rabbımız Allah’a hamd olsun ki bizler puta tapanlar değildik» demekten başka çare bulamazlar.
Vicdanlarına karşı nasıl yalan söylediklerine bak; uydurdukları putlar da kayboluverdi.
Kur’an okurken onlardan seni dinleyenler vardır; fakat Kur’-an’ı anlamamaları için kalblerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Bütün mucizeleri görseler de inanmazlar, nihayet sana geldiklerinde de seninle çekişirler. İnkâr ederler, «Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir» derler. <
Onlar Peygamber’den uzaklaştıkları gibi başkalarını da alıkorlar. Böylece yalnız kendilerini mahvederler de farkına varmazlar.
Ateşe sürüldükleri zaman, «Keşki Rahbimizin âyetlerini inkâr etmeyerek, iman edenlerden olarak dünyaya geri döndürülseydik.
Hayır; evvelce gizleyip durdukları işleri karşılarına çıktı da ondan böyle söylüyorlar. Eğer geri döndürülseler yine kendilerine yasak edilen şeylere dönerler. Çünkü onlar şüphesiz yalancıdırlar.
«Hayat ancak bu dünyadakinden ibarettir, biz dirilecek değiliz» dediler.
Onları, Rablerine götürüldükleri zaman bir görsen! «Bu gerçek değil mi?.» der, onlar, «Evet, Rabbımız hakkı için gerçektir» derler. Allah da, «Öyleyse inkâr etmenizden ötürü azâbı tadın» der.
Allah huzuruna çıkmayı yalanlayanlar doğrusu kaybedenlerdir ki kıyamet saati onlara ansızın gelince, ağırlıklarını arkalarına yüklenerek: «Dünyada işlediğimiz büyük kusurlardan ötürü yazıklar olsun bize» derler. Dikkat edin, yüklendikleri şeyler ne kötüdür!
Dünya hayatı sadece oyun ve oyalamadır; âhiret yurdu, sakınan müttakiler için daha iyidir. Düşünmüyor musunuz?'
I I tı'iiııı : 20 32.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder