FİZILAL-İL KUR’AN
Cüz : 7
sırlar dolu bunların arkasında?... Şu milletler, o çağlar, gelip giden, yok olan, sonra yerine geçen insanlar... Evet bütün bunları kim yapıyor? Kim yok ediyor o insanları? Niçin bir kısmı başkasının yerine geçiyor? Neden bir kısmı yokluğun kara bağma gömülüyor? Mu imtihanlardan, bu tecrübelerden, bu ölümlerden sonra hangi âki-bet, hangi hesap, hangi ceza bekliyor insanlığı???...
İşte böyle gezindiriyor süre-i celîle, insan gönlünü ortalarda ve o ufuklarda... İşte böyle dolaştırıyor o derinliklerde, o enginlerde... Ama bütün bunlar M e k k î sûrelerin sunuş metodu içerisinde geçip gidiyor. Geçen sayfalarda üzerinde söz ettiğimiz gibi hepsi de Kur'an’m ifade metoduna uygun olarak yürüyor. Bütün bunlar Itikadî mevzularda nazarî bir takım tasvirler sunmayı veya kafalım ve düşünceleri işgal eden lâhûtî mücadelelere dalmayı hedef uImıyor. Sadece ve sadece insanlara gerçek Rablerini öğretmeyi herifi alıyor. Bu öğrenimin ışığı altmda insanlar bütün benlikleri ve varlıklarıyla vicdanları ve ruhlarıyla, hareket ve çalışmaları ile âdet vı* ulışkanlıkları ile hak olan Rablerine nasıl kulluk edeceklerini öğ-roniyorlar. Bütün pratik hayatlarını yerde ve gökte kendisinden huşka hâkim bulunmayan Allah’ü Taâlâ’nm hâkimiyetine... Yegâne hâkimiyet kaynağına kulluk yapacaklarını öğreniveriyorlar...
Hemen hemen sûre-i celîlenin bütünü baştan sona bu belli hedefe doğru ilerlemektedir. Yaratan şüphesiz ki Allah’tır. Rızık veren Allah’tır. Mülk sahibi Allah’tır. Hâkimiyet, güç ve kudret sahibi yi-nr Allah’tır. O bilinmeyen şeyleri ve sırları bilendir. Geceyi gündüze çevirdiği gibi gözleri ve kalpleri döndürüveren Allah’tır... Muinin içindir ki kulların hayatına hükmedenin Allah’ü Taâlâ olmam gerekir. Ondan başka hiç kimsenin emir ve nehiy kudreti olmamalıdır.
Yol çizmek, hüküm koymak, helali ve haramı belirtmek ondan başka hiç kimsenin yetkisi dahilinde değildir. Bütün bunlar ulûhiyetin özelliklerindendir. Ve bütün bunları yaratma, rızık verme, öldürme, diriltme, fayda verme, zarar verme, kudretine sahip olmayan Allah’tan başka kimsenin insanlar hayatında kendisine has olduğunu söylemeye hakkı yoktur. Ihsan etme ve alıkoyma kudretine sahip olmayan gerek dünyada, gerekse ahirette ne kendi nefsine ne de başkalarına yardım etmek elinden gelmeyen İnsanların bu hususlara karışmaya hakları yoktur*.
Sûre-i celîle bu dâva üzerinde son derece üstünlüğe varan beliğ ifadeleri, sahne ve manzaraları, tesir ve dokunuşları ile delillerini serdederek akışına devam ediyor. Ve insan gönlü bütün bunları her yandan ve her şekilden ilhamlarla dolu, müessirler yığını olarak karşılıyor.
Sûre-i celîlenin arzetmek istediği en büyük dâva gökte ve yerde ulûhiyet ve kulluk dâvasıdır. Evet en geniş sahası ve en şumül-lü taraflarıyla birlikte ulûhiyet ve kulluk dâvası... Fakat o günkü müslüman cemaatın hayatında raslanan durum bu âlemşumûl ulu kaidenin tatbikine uygun olarak cahiliyyet cemiyetinin yiyecek ve kesilecek şeylerde haram ve helaj. kılma yetkisini kendisinde bulması bir takım adaklarda gözetilecek şekillerin meyve ve çocuklar hususunda belirtilecek adak biçimlerini koyma yetkisini kendinde bulması veya iddia etmesi gibi bir durumla karşı karşıya bulunuyordu. İşte sûrenin son taraflarında yer alan şu âyetler tıpa tıp o hadislerle ilgili idi:
«Allah’ın âyetlerine îman edenlerden iseniz, üzerine Allah’ın adı anılmış olan şeylerden yeyin.
Size ne oluyor ki, Allah size darda kalmanızın dışında, haram olanları uzun uzun anlatmışken admın üzerine anıldığı şeyden yemiyorsunuz? Doğrusu çoğunluk hevâ ve heveslerine uyarak, bilmeden sapıtıyorlar. Aşırı gidenleri en iyi bilen Rabbindir.
Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günah kazananlar kazandıklarına karşılık şüphesiz ceza göreceklerdir.
Üzerine Allah’ın adının anılmadığı kesilmiş hayvanları yemeyin .Bunu yapmak Allah’ın yolundan çıkmaktır. Doğrusu şeytanlar sizinle tartışmaları için dostlarına fısıldarlar. Eğer onlara itaat ederseniz şüphesiz siz de müşrik olursunuz.» 1
Kendi zanlarına göre, «Bu Allah'ındır bu da putlarımızındır» diyerek, Allah’ın yarattığı meyva, ekin ve hayvanlardan pay ayırdılar. Futları için ayırdıkları Allah için verilmez, ama Allah için ayırdıkları putlarına verilirdi; ne kötü hüküm veriyorlardı!
Böylccc, putlara hizmet edenler; puta, tapanların çoğunu he-lAke sürüklemek, dinlerini karma karışık etmek için çocuklarını öl-
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder