Biz bu maddede gizlenmiş bulunan hayat hâdisesinin farklılığını; yüce bir iradenin tedbîr ve takdirine bıraktığımız zaman daha iyi anlayabiliyoruz? Çünkü bütün bunları yapan o muhtar iradedir. Ancak tek başına maddenin canlılık unsuru olduğunu farzı muhal kabul edecek olursak maddeler arasındaki bu farklılığı bir sebebe bağlayarak açıklamamız muhal olacaktır. Beşer aklı farklı bir muhakemeyi kabul etmeyecektir. Gerçek odur ki; hayatın farklı farklı şekillerde doğuşunun sebebini açıklayan İslâm düşüncesi bu büyük hadisenin çözümlenebilmesi için takip edilmesi gereken yegâne yoldur. Yoksa bu hâdiseyi zavallı materyalist çırpınışların ileri sürdükleri sebebe bağlamak mümkün değildir. Bizim GÖLGELER’de takip ettiğimiz Kur’an metodunun dışına çıkmamız mümkün olmadığına göre bu konuda daha fazla sözü uzatmayacağız. Zira Kur’an’ı Kerîm’in ana dâvası Allah’ın varlığını ispat etmek değildir. Çünki Allah biliyor ki; insan fıtratı Allah’sızlık levsiyatını hiçbir zaman kabullenmez. Kur’an’ın ana dâvası Allah’ın birliği dâvasıdır. Allah’ın hâkimiyetinin kulların hayatında takrir edilmesi dâvasıdır. İşte bu sûrei celîlenin de bunca âyet dalgaları ile üzerinde kümelendiği ana dâva budur.
4 — «Böyle iken onlara rablarının âyetlerinden her hangi bir âyet geldi mi, mutlaka ondan yüz çevirirlerdi.
5 — Gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar Fakat yakın da onlara ne ile alay etmekte olduklarının haberleri gelecektir
6 — Onlardan önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmediler mi? onları sizi yerleştirmediğimiz bir şekilde yer yüzüne yerleştirmiş, gökten bol yağmur yağdırmış, altlarından ırmaklar akıtmıştık fakat onları günahlarından ötürü yok ettik ve aralarından başka bir nesil yetiştirdik.
7 — Sana kitabı kağıttan yazılı olarak indirmiş olsak ve elleriyle ona dokunsalar dahi inkâr ederler yine de, “Bu apaçık bir büyüdür” derlerdi.
8— “O’nu bir melek indirilmeli değilmiydi” dediler. Bir melek indirmiş olsaydık; iş bitmiş olurdu da, onlara göz bile açtırılmazdı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder