«Ve Allah zulmedenleri en iyi bilendir.»...
Hak Taâlâ onlara bir bilgiye dayanarak mühlet vermektedir. Mlı hikmetinden dolayı onlara fırsat vermektedir. İstedikleri şeyi vermeye gücü yettiği halde onlara hilm ile muamele etmektedir. Sonunda ise onları acıklı bir azaba duçar kılacaktır...
*
*♦
s
GAYBIN ANAHTARLARI
Allah’ü Taâlâ’mn zulmedenleri en iyi bilmesi ve Ülûhiyyet gerçeğini ifade etmesine giriş olarak âyeti kerîme, en derin ve geniş sahası ile tecelli eden bir hakikati aydınlatmaya başlıyor. Gizlenmiş ğaybla örtülü sahada... Allah’ü Taâlâ’nın ilmi her şeyi iha-In ettiği gibi, ğayb âlemini de son noktasına kadar ihata etmekledir. Âyeti kerîme Allah’ın ilmini eşsiz bir şekilde canlandırıyor, bu ilmin enginliklerine kadar uzanan açıklamalar yapıyor:
59 — «Gaybın anahtarları O’nun katindadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı bilir. O’nun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıklarında olan taneyi, yaşı, kuruyu —ki, apaçık Kitabtadır— ancak O bilir.»...
Bu, Allah’ın hudutsuz ilminin geniş bir tasviridir. Gerek zaman içinde, gerekse mekân içinde O’nu aciz bırakacak hiç bir şey mevcut değildir. Gökte yerde... Karada denizde... Yerin dibinde, göğün katları arasında... Yaş, kuru, ölü ve diri... Hiç bir şey O’na eş olamaz.
Fakat, bizim alışageldiğimiz beşerî ifade ile Kur’an-ı Mübîn’in hayretengîz üslûb ve ifadesi arasında mukayese hiç mümkün mü? Mücerred mânâda birbiri ardısıra kelime dikmekten ibaret olan bizim üslûbumuzla, Kur’an’ın ilhamlarla dolu engin ve derin tasvir gücü ne kadar farklı!..
İnsanın hayal gücü, kısacık Kur’an âyetlerinin gerisinde- lır/.le ilerleyerek, bilinen ve bilinmiyen âlemleri bir anda aşıyor, şıllmd ve ğayb âlemine ulaşıyor. Allah’ın ilminin parıltılarını engin IAI nat sayfalarınm arasından izliyor, görülen kâinat hüdudlmını İtli çırpıda geçiveriyor. Her tarafdan akıp gelen sahne ve man/aıalm ile karşılaşırken insan vicdanı tiril tiril titriyor. Geçmiş, hal vı> istikbal perdelerini kaldırmaya çalışarak ğaybm kapalı m i) İm inli çözmek için çırpmıyor. Uzun, hem de çok uzun merhaleleri I»İr demde atlayıp kâinatın ufuklarına ve derinliklerine doğru açı liva riyor... Her şeyin anahtarı Allah’ın katindadır... Kimse İnime/ On’dan başka o âlemleri... Karaların bilinmez noktaları, cl« nl/lm İm en derin dipleri Allah'ın ilmine tamamen açıktır. Yoryü/nmh* yetişen her ağaçtan düşen yaprakları bilir O... O’ndnn başlunıı onları sayamaz bile. Şurda... Burda... Orda... Düşen h<-r yapı<»»?••* düşüşünden haberdârdır ilmi İlâhî... Yerin kara bağrına alı İmiş kapalı tane onun gözünden kaçmaz. Bu geniş ve engin kAlnnl nt» yanusunda yaş ve kuru her şeyi kontrol eder O... Allah'ın Alem leri ihata eden ilminden hiç bir şey gizli ve kapalı kalmaz
Başları döndüren, akılları durduran gerçekler kümesidir hım
lar... Zamanın derinliklerinden, mekânın enginliklerinden,
len ve görülmeyen âlemlerden, bilinen ve bilinmeyen ilme, d n dan aktarılan bu gerçekler hakikaten derin, engin ve uz.il. h* < 1« i lere mebni gerçeklerdir. İnsan hayali bu derinlikleri luıvıamali.m aciz kalıyor. Ama görüyorsunuz ya işte Kur’an onların hep,mı birkaç kelime içinde en ince, kâmil ve şâmil şekliyle canlandırıp gözler önüne seriyor.
Dikkat buyurun. En ince noktasına kadar şahane bir l’caz ıj' l ildir bu...
Bu kısacık âyeti kerîmeye hangi taraftan bakarsak bakalım aynı derecede i’cazı müşahede ederiz. İşte bu i’cazdır ki, Kur'an'ın ana kaynağını dile getirmektedir. Önce mevzuu itibariyle bu l'ea za göz atalım. Dikkatle baktığımız zaman ilk anda bu sözün blı beşer tarafından söylenmiş olamıyacağını, beşer damgası taşıma dığını hemen görüveririz. Beşer düşüncesinin mahsulü olan eseı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder