22 Nisan 2016 Cuma

«Zaten size az bir ilimden başkası verilmemiştir.» 2 «Onlar, kuruntudan ve nefislerinin arzu ettiği heva ve hevesten başkasma tâbi olmuyorlar. Halbuki, and olsun kendilerine Rablarından o hidayet (rehberi) gelmiştir.» 3 Evet, gaybın her türlüsü Allah’a aittir... «Gayb’ın anahtarları O’nun yanındadır. O’ndan başkası bunları bilmez.» 4

retlere tutunarak ayakta durmaktadır. Şayet Allah’ın avnü inayeti olmasa, şayet Hak Taâlâ bu kâinatı insanoğluna teshir etmiş olmasa, şayet Rabbı Zülcelâl insana bir takım kâinat kanunlarını , öğretmiş olmasa insanoğlunun hiçbir şeye gücü yetmezdi. Ama - bütün bunlara rağmen insanoğlu yine de şükretmiyor... «Ve kullarımdan şükredenler çok azdır.» Hatta şu günlerde insanlar daha da ileri giderek Allah’ın keşfettirdiği bir takım kanunlardan ve kendisine sunduğu pek az bilgilerden dolayı şımarmaktadırlar... Bazen bu şımarıklığını ilerleterek «insan, kâinatta tek başına kalabileceğini» iddia etmekte 1 ve kendisine yardım edecek bir ilâha muhtaç olmadığını, söylemektedir. Bazen de bu şımarıklığı ona ğaybin yerine ilmin geçtiğini, artık düşünce ve sistemlerde ğayb mefhumunun yerini ilimlerin aldığını ve bundan sonra ilimle ğaybin asla birleşemeyeceğini ileri sürmektedir! İlme dayanan ukılcılıkla ğayba dayanan aklî görüşün birbirinden tamamen farklı olduğunu iddia etmektedir.

İLİM DİYOR Kİ

İlmin ğayb karşısındaki durumuna kısaca bir göz atalım. Bizzat Âdemoğullarmdan bazı bilginlerin sözleri ve araştırmasını Alîm ve Hâbir olan Allah’ın son ve kati söz olan Âyet-leri’ni belirttikten sonra gösterelim. Çünkü Allah insana bilgiden ancak pek azınm verildiğini açıkça bildirmektedir.

«Zaten size az bir ilimden başkası verilmemiştir.» 2 «Onlar, kuruntudan ve nefislerinin arzu ettiği heva ve hevesten başkasma tâbi olmuyorlar. Halbuki, and olsun kendilerine Rablarından o hidayet (rehberi) gelmiştir.» 3 Evet, gaybın her türlüsü Allah’a aittir...
«Gayb’ın anahtarları O’nun yanındadır. O’ndan başkası bunları bilmez.» 4

Evet, bütün gaybı bilen O olduğu gibi, gören de O’dur... Gayb mefhumu karşısında bazı bilginlerin sözlerini ve araştırmalarını Allah’ın kat’î kelâmını tasdik ettirmek için zikretmiyoruz! Haşa ki bir mü’min Allah kelâmını insan kelâmıyla tastik ettirme küçüklüğüne düşsün. Biz sadece bunu ilim ve ğayb mefhumlarını ilmiyet ve ğaybiyet terimlerini dillerine dolayıp sakız gibi çiğneyenleri muhakeme etmek ve inandıkları kimselerin sözlerini onlara delil olarak göstermek için zikrediyoruz. 


Onlara sadece yaşadıkları çağın keşfettiği bilgi ve k ü 1 t ü ı le d" nanmış olarak hakikatları anlamaya çalışmalarını ve çağ ıhıp düşüncelere dalmamalarını belirtmek için bunları /.ilut’illym ııı Onlara ğaybın da bir ilmi hakikat olduğunu, son tecrübe Iıı m ı mi! altında ilmin ğaybı tamamen kabul ettiğini belirtmek içlıı . Hm' diyoruz. Onların anladığı mânâda ilmin Gayb’ı inkâr edlı.ıl. enim letten başka birşey değildir... İlimde herşeyi bilmek sevdam nny* dinci, onsekizinci ve bir nebze de ondokuzuncu asır lıllcİnlet İnli yaşadığı bir cehalet çağıdır. Ama bu cehalet yirminci iiiiiiiIm di yaşayacak değildir...

Çağdaş bir Amerikalı bilgin «ilmin» ulaştığı * e « r -çeklerden» şöyle söz ediyor :

«İlimlerin vardığı sonuçlar tecrübeye dayanan gerçeklaıdlr Bununla beraber ilim de insanın hayal ve evhamlarının leşli I ti! tında kalır. İnsanın düşüncesindeki dikkatsizlikleri, elde elliği m* ticelere tesir eder. İşte İlmî neticeleri bu hudud dahilinde İmlinle şayan görmek gerekir. Bu durumuyla İlmî neticeler de rıııyı İllim riyle bilgi ve tecrübenin sınırları içerisinde kalmaya nmlıhıinıdnı Netice itibariyle ihtimallerle başlamakta ve ihtimallerle rınnn n mek durumundadır. İlimde mutlakiyet yoktur. Binaenaleyh elde ettiği neticeler yaklaşık neticelerdir. Ölçü ve değerlendirilirini ılı hata ihtimali her zaman bahis mevzuû olur. Varılan sonuçlar urun men ferdî kanaatlardır. Ve her zaman artma ve eksilme yoluyla tadilâta mâruzdur. Nihaî hüküm değildir. Bugün görüyoruz kİ, ka inat bir kanun veya nazariyeye ulaşınca «bu güne kadar ıılıopı gımız en son İlmî gerçekler bunlardır» diyor ve her zaman kapıyı açık bırakıyor. Çünkü ilerde bir takım tadilâtı icap ettirecek bil giler ve keşifler ortaya çıkabilir.»... 1
1. Mnricltc Stcnly mili felsefe ve tııhint Aliminin «Bir gül fiılanct£ımhın alınan ıleın* mili mııkıılcsintlcn. İlli mııkıılc Dr. Dcmiıbıi) ve AİKİÜlmcciJ Serhan'ın hiıliklr teKilım <ı tikleri «İlim ıısrımlıı Allah» mili esenle ycrıılmaktmlır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder